Avukat Veysel Meral10 dakika okuma

Alacaklı icra takibini başlattığında borçlunun adına kayıtlı bir ev, araç veya arsa kalmadığını görür. Çoğu zaman bu mallar kısa süre önce bir akrabaya, eşe ya da yakın bir tanıdığa devredilmiştir. Böyle bir durumda alacaklının başvurabileceği yol, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen tasarrufun iptali davasıdır. Bu dava kazanıldığında alacaklı, üçüncü kişiye devredilmiş malı tapu kaydını değiştirmeye gerek kalmadan haczettirip sattırabilir. Bu yazıda tasarrufun iptali davasının şartları, hangi işlemlerin iptal edilebileceği, Aralık 2025'te yapılan kanun değişikliği ve davanın sonuçları ele alınmaktadır.
Tasarrufun iptali davası nedir?
Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemlerin, davayı açan alacaklının alacağıyla sınırlı olarak hükümsüz sayılmasını sağlayan bir davadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ila 284. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu davanın en önemli özelliği, sonucunda malın borçluya geri dönmemesidir. Mal, üçüncü kişi adına kayıtlı kalmaya devam eder; ancak davayı kazanan alacaklı bu mal üzerinden, kendi alacağı ve fer'ileriyle sınırlı olarak cebri icra yoluyla alacağını tahsil edebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu davanın malın aynına ilişkin değil, kişisel bir dava olduğunu ve alacaklıya yalnızca malın bedelinden alacağını alma imkânı sağladığını vurgulamaktadır (Yargıtay HGK, 19.02.2025, 2023/1157 E., 2025/72 K.).
Davanın ön şartları
Yargıtay'a göre tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için genel dava şartlarının yanında şu özel şartların da bulunması gerekir:
- Davacının borçluda gerçek bir alacağının bulunması
- Borçlu hakkında yapılan icra takibinin kesinleşmiş olması
- İptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması
- Borçlu hakkında geçici veya kesin aciz belgesi alınmış olması
- Davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılması
Bu şartlar mahkemece kendiliğinden incelenir; biri eksikse davanın esasına girilmeden dava reddedilir (Yargıtay 12. HD, 10.02.2026, 2025/4908 E., 2026/700 K.).
Aciz belgesi nedir, ne zaman alınmalı?
Aciz belgesi, borçlunun alacağı karşılayacak haczedilebilir malı bulunmadığını gösteren belgedir. Kesin aciz belgesi, borçlunun malları satıldıktan sonra alacağın karşılanamayan kısmı için verilir. Uygulamada daha sık görülen ise geçici aciz belgesidir. Borçlunun adresinde yapılan hacizde haczi kabil mal bulunamaması veya bulunan malın borcu karşılamayacağının anlaşılması hâlinde düzenlenen haciz tutanağı, İcra ve İflas Kanunu'nun 105. maddesi uyarınca geçici aciz belgesi niteliğindedir.
Aciz belgesi davanın ön şartı olmakla birlikte davadan önce alınmış olması zorunlu değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre aciz belgesi dava açıldıktan sonra, temyiz aşamasında, hatta bozmadan sonra dahi alınıp dosyaya sunulabilir (Yargıtay HGK, 19.02.2025, 2023/1157 E., 2025/72 K.). Bu, beş yıllık süre dolmak üzereyken davanın aciz belgesi beklenmeden açılabilmesi bakımından önemlidir.
Alacağın gerçek olması şartı
Tasarrufun iptali davasında davalı üçüncü kişi, aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte var olmadığını ileri sürebilir. Hukuk Genel Kurulu, borçlunun bir tanıdığıyla anlaşarak sahte bir borç senedi düzenlemesi ve bu senede dayalı takiple, daha önce iyi niyetli kişilere devrettiği malları geri almaya çalışması ihtimaline dikkat çekmiştir. Bu nedenle üçüncü kişi borcun gerçek olmadığını ve muvazaayı ileri sürdüğünde, mahkeme öncelikle bu savunmayı araştırmak zorundadır (Yargıtay HGK, 19.02.2025, 2023/1157 E., 2025/72 K.).
Alacağın tasarruftan önce doğmuş olması da aranır. Alacaklı, borcun doğduğu tarihte borçlunun malvarlığına güvenerek işlem yaptığından, borcun doğumundan önce yapılmış tasarruflar kural olarak iptal davasının konusu olamaz. Borcun doğum tarihi her zaman senedin vade tarihi değildir; kredi sözleşmesi, kefalet veya haksız fiil gibi borcun kaynağına göre ayrıca belirlenir.
Hangi işlemler iptal edilebilir?
Kanun, iptale tabi işlemleri üç grupta toplar. Dava dilekçesinde bunlardan hangisine dayanıldığının gösterilmesi zorunlu değildir; mahkeme bir maddeye dayanılmış olsa bile diğer maddelere göre de iptal kararı verebilir.
- Bağışlamalar ve karşılıksız (ivazsız) tasarruflar (İİK m. 278)
- Borçlunun borca batık hâldeyken yaptığı belirli tasarruflar (İİK m. 279)
- Alacaklılara zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar (İİK m. 280)
Bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar: Aralık 2025 değişikliği
İcra ve İflas Kanunu'nun 278. maddesi, 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiş ve aynı gün yürürlüğe girmiştir. Yeni düzenlemeye göre alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar iptale tabidir.
Değişiklikten önce bu süre, haciz, aciz veya iflastan geriye doğru en eski alacağın doğduğu tarihe kadar uzanıyor, ancak iki yılı geçemiyordu (Yargıtay 12. HD, 17.11.2025, 2025/4719 E., 2025/7234 K.). Yeni metinde süre bir yıl olarak belirlenmiş ve başlangıç noktası aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği tarihe bağlanmıştır.
Yeni düzenlemeye göre şu tasarruflar da bağışlama sayılır:
- Gerçek değerine uygun bir karşılık alındığı ispatlanmadıkça, borçlunun altsoyu ve üstsoyu, üçüncü derece dahil kan hısımları, eşi (son bir yıl içinde evlilik sona ermiş olsa bile), üçüncü derece dahil kayın hısımları, evlat edinen veya evlatlığı ve ortak konutta yaşadığı kişilerle yaptığı tasarruflar
- Aksi ispatlanmadıkça, borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre karşılık olarak pek aşağı bir fiyatı kabul ettiği sözleşmeler
- Uygun bir karşılık sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisi veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı kurduğu sözleşmeler ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri
Yeni metinle boşanma yoluyla mal kaçırmanın önüne geçmek amacıyla son bir yıl içinde boşanılan eş, ayrıca akrabalık bağı olmasa da aynı evde yaşayan kişiler kapsama alınmıştır. Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri de açıkça sayılmıştır.
7571 sayılı Kanun'da bu madde için ayrı bir geçiş hükmü bulunmamaktadır. Değişiklikten önce yapılmış tasarruflara ve görülmekte olan davalara hangi metnin uygulanacağı konusunda Yargıtay uygulamasının izlenmesi gerekir. Bu nedenle 25.12.2025'ten önceki tasarruflar için açılacak davalarda her iki düzenleme de dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
"Pek aşağı fiyat" ne demektir?
Uygulamada en sık karşılaşılan iptal sebebi, malın gerçek değerinin çok altında bir bedelle devredilmesidir. Yargıtay uygulamasına göre edimler arasında aşırı oransızlıktan söz edebilmek için malın satış sözleşmesinde (tapuda, noterde) gösterilen bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında en az bir misli veya daha fazla fark bulunması gerekir. Yani gerçek değer, satış bedelinin en az iki katı olmalıdır (Yargıtay 12. HD, 10.02.2026, 2025/4908 E., 2026/700 K.).
Bu karşılaştırmada esas alınan satış bedeli, kural olarak sözleşmede yazılı bedeldir. Malın gerçek değeri ise mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesiyle tasarruf tarihi itibarıyla belirlenir. Mal üzerinde ipotek veya haciz varsa ve alıcı bunları ödemişse, satışın bu tutarlar da eklenerek yapıldığı kabul edilir.
Örneğin tapuda 3.000 TL bedelle devredilen ve bilirkişiye göre devir tarihindeki değeri 112.000 TL'nin üzerinde olan bir bağımsız bölüm, bu ölçüte göre açıkça iptale tabidir. Alıcının "resmî senette düşük bedel gösterildi, gerçekte daha fazla ödedim" savunması, ödemenin banka kaydı gibi güçlü delillerle ispatlanması gereken bir iddiadır.
Borca batık hâldeyken yapılan tasarruflar
İcra ve İflas Kanunu'nun 279. maddesine göre borcunu ödemeyen bir borçlunun hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden ya da iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yaptığı şu tasarruflar da iptale tabidir:
- Daha önce teminat göstermeyi taahhüt etmediği hâlde mevcut bir borcu için kurduğu rehinler
- Para veya alışılmış ödeme araçları dışında yapılan ödemeler (örneğin borca karşılık mal devri)
- Vadesi gelmemiş borçlar için yapılan ödemeler
- Kişisel hakları güçlendirmek için tapuya verilen şerhler
Bu tasarruflardan yararlanan kişi, borçlunun mali durumunu bilmediğini ispatlarsa iptal davası dinlenmez.
Zarar verme kastıyla yapılan tasarruflar
Uygulamada en geniş kapsamlı iptal sebebi İcra ve İflas Kanunu'nun 280. maddesidir. Buna göre malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun mali durumu ve zarar verme kastı işlemin diğer tarafınca biliniyorsa veya bilinmesini gerektiren açık emareler varsa iptal edilebilir. Bunun için işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olmalıdır.
Kanun, bazı kişiler bakımından bilme karinesi öngörmüştür. Üçüncü kişi borçlunun eşi, altsoyu veya üstsoyu, üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımı, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun mali durumunu ve kastını bildiği kabul edilir. Bu kişiler, ancak borçlunun durumunu bilmediklerini ispat ederek karineyi çürütebilir.
Akrabalık ilişkisi bulunmayan alıcılar bakımından ise mahkeme şu gibi emarelere bakar:
- Alıcının borçlunun yakın arkadaşı, iş ortağı, komşusu veya çalışanı olması
- Devrin, borcun doğmasından veya takibin başlamasından kısa süre önce ya da sonra yapılması
- Malın devirden sonra da borçlu tarafından kullanılmaya devam edilmesi
- Satış bedelinin gerçekten ödendiğine ilişkin banka kaydı bulunmaması
- Alıcının malı alacak ekonomik gücünün olmaması
- Kısa süre içinde birden fazla malın elden çıkarılması
Ticari işletmenin veya işyerindeki ticari malların tamamının ya da önemli bir kısmının devredilmesi hâlinde ise, devralanın borçlunun alacaklılara zarar verme kastını bildiği kanunen kabul edilir. Bu karine, ancak devrin alacaklıya en az üç ay önce yazılı olarak bildirildiği veya kanunda belirtilen şekilde ilan edildiği ispatlanarak çürütülebilir.
Dava kime karşı açılır?
İptal davası borçluya ve borçluyla işlem yapan kişiye ya da bunların mirasçılarına karşı birlikte açılır. Mal, ilk alıcıdan sonra başka kişilere de devredilmişse kötü niyetli sonraki alıcılara karşı da dava açılabilir. İptal davası, iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını etkilemez.
Davalı üçüncü kişi malı dava sırasında veya daha önce elden çıkarmışsa, alacaklının alacağını aşmamak üzere malın değeri oranında nakden tazmine mahkûm edilir. Yargıtay'ın onadığı bir kararda, taşınmazı elden çıkaran üçüncü kişinin rayiç değer üzerinden nakden tazmine mahkûm edilmesi ve alacaklıya bu kişi hakkında cebri icra yetkisi verilmesi uygun bulunmuştur (Yargıtay 12. HD, 10.02.2026, 2025/4908 E., 2026/700 K.).
Süre: beş yıllık hak düşürücü süre
İcra ve İflas Kanunu'nun 284. maddesine göre iptal davası hakkı, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Alacaklının takibini geciktirmesi bu süreyi uzatmaz.
Bu nedenle borçlunun malı devrettiği tarih tapu veya trafik kaydından tespit edilmeli, süre dolmadan dava açılmalıdır. Aciz belgesinin davadan sonra da sunulabilmesi, süre sıkışıklığında önemli bir imkân sağlar.
Yargılama usulü ve ihtiyati haciz
Tasarrufun iptali davası basit yargılama usulüne göre görülür. Mahkeme, alacaklının talebi üzerine iptale konu mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın gerekip gerekmediği ve miktarı mahkemece takdir edilir; ancak dava elden çıkarılmış mallar yerine geçen değere ilişkinse teminatsız ihtiyati haciz verilemez.
Dava devam ederken malın üçüncü kişi tarafından tekrar satılmasını önlemek için, dava açılırken ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talebinde bulunulması önemlidir.
Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddedilir ve yargılama giderleri mahkemece taraflar arasında paylaştırılır.
Dava kazanılırsa ne olur?
Dava kabul edildiğinde mahkeme tasarrufun iptaline ve davacı alacaklıya, icra dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere dava konusu mal üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verir. Bunun sonuçları şunlardır:
- Alacaklı, tapu kaydının düzeltilmesine gerek kalmadan, üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmazın haczini ve satışını isteyebilir.
- Satış bedelinden önce davacı alacaklının alacağı ödenir; artan kısım üçüncü kişiye kalır.
- Davayı kaybeden üçüncü kişi, borçluya ödediği bedeli borçludan geri isteyebilir.
- Mal elden çıkarılmışsa üçüncü kişi, alacak miktarını aşmamak üzere malın değerini nakden öder.
Karar yalnızca davayı açan alacaklı lehine sonuç doğurur. Borçlunun diğer alacaklıları bu karardan doğrudan yararlanamaz.
Alacaklılar için kısa kontrol listesi
- Takip başlar başlamaz borçlunun tapu, araç ve şirket kayıtlarını geriye dönük olarak sorgulayın.
- Borcun doğduğu tarihten sonra yapılan devirleri, devir tarihleri ve alıcılarla birlikte listeleyin.
- Alıcı ile borçlu arasında akrabalık, evlilik, aynı evde yaşama veya iş ilişkisi olup olmadığını araştırın.
- Borçlunun adresinde haciz yaptırarak geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı alın.
- Her devir için beş yıllık sürenin ne zaman dolacağını hesaplayın; süre yaklaşıyorsa aciz belgesini beklemeden dava açın.
- Dava dilekçesinde ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talep edin.
Sık sorulan sorular
Borçlu evini annesine sattı. Satış iptal edilebilir mi?
Evet. Anne, borçlunun üstsoyu olduğundan, gerçek değerine uygun bir bedelin ödendiği ispatlanmadıkça bu satış bağışlama sayılır. Ayrıca annenin borçlunun mali durumunu bildiği kanunen kabul edilir. Diğer şartlar da varsa tasarruf iptal edilebilir.
Aciz belgesi olmadan dava açılabilir mi?
Dava açılabilir; ancak aciz belgesi yargılama sırasında mutlaka dosyaya sunulmalıdır. Yargıtay, aciz belgesinin dava açıldıktan sonra, hatta temyiz aşamasında sunulmasını da yeterli görmektedir.
Tasarrufun iptali davası ne kadar sürede açılmalı?
İptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür.
Dava kazanılırsa mal borçluya geri döner mi?
Hayır. Mal üçüncü kişi adına kayıtlı kalır; ancak davayı kazanan alacaklı, alacağıyla sınırlı olarak bu malı haczettirip sattırabilir.
Malı iyi niyetle satın alan kişi korunur mu?
Evet. İptal davası iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını etkilemez. Ancak borçlunun yakın akrabaları ve eşi bakımından kanun, borçlunun durumunu bildiklerini kabul eder; bu kişilerin aksini ispat etmesi gerekir.
Borçlu malı boşandığı eşine devretti. Ne olur?
Aralık 2025'te yapılan değişiklikle, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşle yapılan tasarruflar, gerçek değerine uygun karşılık alındığı ispatlanmadıkça bağışlama sayılmaktadır. Boşanma yoluyla mal kaçırma da bu nedenle iptal davasına konu olabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurunuz.